Ana Sayfaİslam’da Sosyal Hayat“Küsmek” İslam’da Nasıl Değerlendirilir?

“Küsmek” İslam’da Nasıl Değerlendirilir?

İslam hem bireysel hem toplumsal ilkeleri düzenleyen bir dindir. Bu sebeple küsmek İslam’da; toplumun huzur ve güvenini bozan, kardeşlik bağlarını zedeleyen bir durum olarak görülmüş, beraberinde getirebileceği kin ve nefret gibi duyguları beslemesi bakımından da hoş karşılanmamıştır.

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”[1] diyen Hz. Muhammed (s.a.v), müminlerin kardeş olmaları gerektiğini vurgulamıştır. Bunun için kan bağına ihtiyaç duyulmaksızın, din kardeşliği yeterli görülmüştür. Başka bir hadisinde de konuyu detaylandırarak açıklık getirmiştir: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın. Özel hayatınızı da araştırmayın. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize arkanızı çevirip küsmeyin. Birbirinize nefret ve düşmanlık da beslemeyin. Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olun!”[2]

İnsanda öfke duygusunun verilmesinin bir neticesi olarak kişi zaman zaman karşısındakine öfke duymakta ya da küsmektedir. Bu insani bir durum olarak görülmüştür. Ancak öfkesinin yatışıp ruh halinin dinginleşmesi için üç gün yeterli bulunmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v); “Bir Müslüman’ın din kardeşine üç günden fazla küs durması (ve bu şekilde) karşılaştıklarında birbirlerinden yüz çevirmeleri helâl olmaz. Bunların en hayırlısı, önce selâm verendir.”[3] buyurmuş, “Müslüman kardeşine bir sene küs duran kimse, onun kanını dökmüş gibi (vebalde)dir.” sözü ile de sürecin uzamasını yasaklamıştır.

Küslük hem Allah’ın hem de Hz. Muhammed’in (s.a.v) hoş karşılamadığı bir durumdur. “Her Pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah’a arz olunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah’a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur.”[4] diyen Hz. Muhammed ümmetini kesin bir dille bu konuda ikaz etmiştir.

Üç günden uzun küslükler ancak din adına olduğunda, Allah için yapıldığında uygun görülmüştür. Bunun örneği yine Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında Tebük Gazvesi’ne mazeretsiz katılmayan üç sahabeye[5] küsülmesi ve hem Hz. Muhammed hem de sahabelerce boykot edilmeleridir. Bu üç sahabenin tövbesi neticesinde affedilmeleri Kur’an’da da anlatılmıştır.[6]

Küskün olan kimselerin arasının düzeltilmesi yine ayet ve hadislerde Müslümanlara açıkça emredilmiştir. Hucurat suresi 10. ayette “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin…”[7] buyrulmuştur. Hz. Muhammed’in (s.a.v) konunun önemine dikkat çeken hatırasını Ebu’d-Derda şöyle nakletmiştir: “Resûlullah (s.a.v), ‘Size oruç, namaz ve sadakadan daha faziletli olan şeyi bildireyim mi?’ diye sordu. Sahâbe, ‘Elbette ey Allah’ın Resûlü.’ dediler. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: ‘İki kişinin arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını bozmak ise (imanı) kökünden kazır.”[8] Bir başka hadisinde Hz. Muhammed (s.a.v) “İyi şeyler söyleyerek, iyi sözler taşıyarak (küs) insanların arasını bulmaya çalışan kimse yalancı sayılmaz.”[9] diyerek, aslen yasak olan laf taşımanın barıştırmak niyetiyle ve iyi sözlerle olanını makbul görmüştür.

Kişilerin arasını kasıtlı olarak bozmak, insanların arasını açmak İslam’ın kesinlikle hoş bulmadığı davranışlardır. Ara bozma (bozgunculuk) ve bu hususta yardımlaşma birçok ayette kesin olarak yasaklanmış ve “…İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.”[10] ayetiyle de yardımlaşmanın iyilik ve takva hususunda olması gerektiğine dikkat çekilmiştir.


[1] Müslim, Birr, 66.
[2] Buhârî, Edeb, 57
[3] Buhârî, İsti’zân, 9.
[4] Müslim, Birr 36
[5] Sahabe: Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında yaşamış ve sohbetlerinde bulunmuş kimse
[6] Tevbe/118
[7] Hucurat/10
[8] Ebû Dâvûd, Edeb, 50; Tirmizî, Sıfatü”l-kıyâme, 56
[9] Tirmizî, Birr, 26
[10] Maide/2