Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana SayfaKritik Sorularİslam’ın Devlet Anlayışı Nedir?

İslam’ın Devlet Anlayışı Nedir?

Kur’an-ı Kerim’de, “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara hesap Gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır” ayeti ile yeryüzünde işlerin düzenli yürütülmesi için yönetime olan zorunlu ihtiyacın ve bu yürütmede yöneticinin ana ilke olarak adaletten şaşmaması gerektiğinin altı çizilmektedir.[1]

İslam dini bireyin ahlaki ve dini görüşlerini belirleyen bir din olmakla birlikte toplumla kurduğu ilişkiyi de şekillendiren bir dindir. İslam, toplumsal yaşayışı da tüm yönleriyle düzenlemektedir.[2] Dolayısıyla siyasi yönetim tarafından uygulanacak hükümler içermekte ve devletin fonksiyonunu ortaya koymaktadır.

İlk İslam Devleti Hz. Muhammed’in (sav) hicret ettiği şehir olan Medine’de kurulmuştur. Burada farklı inanışta olan insanlarla bir arada yaşama kültürü oluşturulması için Medine sözleşmesi imzalanmıştır. Farklı inanç ve düşüncede olan insanların bir arada yaşayabilmeleri için haklar ve bu hakların ihlali halinde uygulanması için cezalar belirlenmiştir.[3]

Hz. Muhammed’in (sav) herkesin gücü yettiğince yanlış karşısında durması ve düzeltmesi gerektiği yönündeki şu hadisi, İslam’ın devlet anlayışına ilham vermektedir: “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle (düzeltiniz), ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.”[4] Toplumsal olarak kamuyu etkileyen düzensizlik ve kaosu durdurup, sükûneti getirecek olan ve buna gücü yeten devlettir. İslam’a göre devletin birincil görevi toplumun huzurunu ve güvenliğini adaletle sağlamaktır.

İslam’da her dönemin farklı ihtiyaçları olacağı göz önünde bulundurularak devletin yapı ve şekline dair özel emirler yoktur. İslam; Müslümanların nasıl bir siyasi organizasyon içinde yaşamaları gerektiğinden ziyade liyakatli olanın devletin başına geçmesi, onun da hak ve adaleti hâkim kılması[5], hem bireylere hem Allah’a yönelik sorumluluk taşıması, Allah’a hesap vereceğinin bilincinde olması[6], kötülük, haksızlık ve zulmü önlemesi[7], baskıcı ve katı olmayıp insanlarla danışarak iş görmesi gerektiği[8] gibi temel esaslar üzerinde durmuştur.

İslam’da belli bir formattaki kurumlardan oluşmuş bir devlet anlayışı yoktur. Devletin kurumları toplumun ihtiyacına göre zamanla şekillenmektedir. Bu konuda esas olan kurumların şekilleri değil, işleyişte dayanmaları gereken ilkelerdir. Bu ilkelere uymayanların Allah tarafından Ahirette cezalandırılacağı ifade edilmiştir: “Öyleyse sen de insanlar arasında hak ve adâletle hükmet. Nefsinin arzu ve temayüllerine uyma ki, bunlar seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlara gelince, hesap gününü unutmaları sebebiyle, onlara pek şiddetli bir azap vardır.[9]

Kur’an-ı Kerim, Müslümanların da devlet yetkililerine karşı nasıl bir tavır içerisinde olmaları gerektiğini belirtmektedir: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve içinizden kendilerine yetki verdiğiniz yöneticilere de itaat edin.”[10] İlave olarak Müslüman toplumlarda, onları toplumsal olarak etkileyecek bir haber yayıldığı zaman yetki sahibi yöneticilerden açıklama gelmeden haberi yaymamaları ve hüküm çıkarmamaları istenmektedir: “Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi.[11]

Sonuç olarak İslam devlet anlayışı ahlaki prensipler çerçevesinde şekillenmiştir. Devlet şekli ise her devrin kendi gereklilikleri, Müslümanların durumu, kültür seviyesi, siyasi şartlar ve coğrafyanın imkân ve gerekliliklerine göre şekillenmelidir.


[1] Sad, 26.
[2] Evlenme, boşanma, ticaret, borçlanma vs. ile ilgili maddelere bakınız.
[3] İbn Sa’d, Tabakat, Leyden, 1904-12, I, böl. 2.
[4] Müslim, İman 78.
[5]Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halîfe yaptık. Öyleyse sen de insanlar arasında hak ve adâletle hükmet.” Sad, 26.
[6]O gün melekleri de görürsün; arşın etrafını kuşatmış, Rablerini överek tesbih ediyorlar. Böylece tüm insanlar hesaba çekilecek, aralarında adâletle hükmedilecek ve “Âlemlerin Rabbi Allah’a sonsuz hamd ü senâlar olsun!” denilecek.” Zümer, 75.
[7]Peki darda kalan kendisine yalvardığı zaman imdadına yetişen, sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzünün yöneticileri yapan kim? Allah’tan başka bir tanrı mı? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!” Neml, 62.
[8]Kraliçe şöyle dedi: “Efendiler! İçinde bulunduğum durum hakkında bana görüşünüzü açıklayın. Sizin görüşünüzü almadan asla bir işe kesin karar vermem.” Neml, 32; “Aralarındaki işlerini istişare ederek yürütürler.” Şura, 38.
[9] Sad, 26.
[10] Nisa, 59.
[11] Nisa, 83.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz