Free Porn





manotobet

takbet
betcart




betboro

megapari
mahbet
betforward


1xbet
teen sex
porn
djav
best porn 2025
porn 2026
brunette banged
Ankara Escort
Ana Sayfaİslam’da Sosyal Hayatİslam Dininin Düşmanlığa Yaklaşımı

İslam Dininin Düşmanlığa Yaklaşımı

İslam dininde insanlara düşman olarak gösterilen ilk varlık şeytandır: “Şüphe yok ki şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman bilin. Çünkü o kendisine uyacaklara yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur.”[1]

Kuran-ı Kerim şeytanı insanın düşmanı olarak belirtirken bazı insanların da şeytanın hedeflerini benimsediğinden bahseder.[2] Bu sebeple şeytanın amacına hizmet eden insanların kötülüklerinden Allah’a sığınılması gerektiği belirtilir.[3] Ayrıca bu insanlar şeytanların arkadaşları olarak nitelenmişlerdir: “Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır![4] Şeytanın insana düşmanlık ederkenki hedefi; insanların Allah’ın emirlerini yerine getirip, yasakladıklarından kaçınmalarını engellemektir.[5]

Kuran-ı Kerim’de insanların, bu düşmanlar karşısında ne kadar kendilerini azınlıkta hissetseler de yardımcılarının Allah olduğunun bilincinde olmaları istenmiştir: “Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Gerçek bir dost (velî) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.”[6]

Müslüman alimler, insanlarla olan ilişkilerde muhatap olunan insanın beğenilmeyen özellikleri sebebiyle ona düşmanca tavırlar sergilemeyi doğru bulmamışlardır. İnsanın yaratılışı itibariye hata yapmaya meyilli olduğunu ve kimsenin tamamıyla sevilen veya nefret edilen özelliklere sahip olmadığını; dostlarda zaman zaman düşmanlara ait sevilmeyen özelliklerin, düşmanlarda ise zaman zaman dostlara ait sevilen özelliklerin bulunabileceğini vurgulamışlardır. Bunu bir örnek ile somutlaştırmak gerekirse: Bir gemide bir masum 10 düşman varken o gemi masumun da içlerinde olması sebebiyle batırılamaz. Yine bir gemide on masum bir düşman varken düşmanın varlığı sebebiyle on masumdan vaz geçilemez. Aynen bunun gibi insanlarla olan iletişimde sevilmeyen özellikler gibi sevilen özelliklerin de farkına vararak muhatap olunan insanı düşman bellemek için acele etmemek gerekmektedir. [7]

Hz. Muhammed, Müslümanlar arası iletişimde muhatabını düşman saymadan önce bu kişiyi Allah’ın sevme ihtimali olduğunun hatırlanması ister. Çünkü Allah’ın sevdiği kişiye karşı düşman olmak, kötü bir davranış olarak nitelemiştir: “Kim benim bir veli kuluma (dostuma) düşmanlık ederse, ben de ona harp ilân ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim. (Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse muhakkak ona (istediğini) veririm. Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım.”[8]

Müslümanın bir diğer düşmanı Allah’ın varlığını inkâr eden insanlardır. Bunlara kâfir denmektedir. Kuran-ı Kerim’de bu konu ile ilgili şöyle bir ayet bulunmaktadır: “Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.”[9] Burada her kâfire karşı düşman olmak gibi genellemeci bir tavır ifade edilmemektedir: “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah adaletli olanları elbette sever.[10] Ayette de görüldüğü üzere bir kâfire düşmanlık etmekteki ölçü şudur; din konusunda Müslümanlarla savaşmayan ve Müslümanları yurtlarından çıkarmak için çabalamayan kâfirlere karşı adaletli ve ahlaklı bir ilişki tesis edilmelidir.

İslam dininde İslam’a düşman olan bir diğer grup Allah’a ve elçilerine iman ettiğini belirtip kalben aslında inanmayan insanlardır: “İnsanlardan bazıları da vardır ki inanmadıkları halde “Allah’a ve âhiret gününe inandık” derler.”[11] Bu insanlara münafık denmektedir. Kuran-ı Kerim’de ve hadislerde münafıkların isimleri net bir şekilde geçmemekle beraber hangi davranışı sergiledikleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır: “Münafıklar, namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.”[12]; “Erkeğiyle kadınıyla münafıklar birbirine benzer; kötülüğü özendirip iyiliği engellerler, hayır için harcamaya elleri varmaz. Onlar Allah’ı umursamadılar, O da onları rahmetinden mahrum bıraktı. Gerçek şu ki münafıklar günaha batmış kimselerdir.”[13]. Bir Müslüman, Müslüman olduğunu ifade eden kişinin kalbini açıp bakamadığı için o kişinin Münafık olup olmadığını söyleyemez. Dolayısıyla düşman olarak kendisine belli kişileri seçemez. Ancak ayetlerde ve hadislerde belirtilen münafık davranışlarından kaçınıp, bu davranışlara düşman olabilir.


[1] Fatır, 6.
[2] Enam, 112.
[3] Nas, 1- 6.
[4] Nisa, 38.
[5] Maide, 91.
[6] Nisa, 45.
[7] Bediüzzaman Said Nursi, 13. Lema, 3. Nokta.
[8] Buhârî, Rikâk, 38.
[9] Nisa, 101.
[10] Mümtehine, 8.
[11] Bakara, 8.
[12] Nisa, 142.
[13] Tevbe, 67.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz