Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana SayfaDiğer PeygamberlerAllah Neden Hz. Âdem ile Hz. Havva'ya Ağaca Yaklaşmama Emrini Vermiştir?

Allah Neden Hz. Âdem ile Hz. Havva’ya Ağaca Yaklaşmama Emrini Vermiştir?

Kuran-ı Kerim’de Hz. Havva ile Hz. Adem’e verilen emir şu şekilde geçmektedir: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.”[1]

Ayetten anlaşılacağı üzere cennetteki pek çok ağaç arasından özellikle belirtilen “şu” ağaca yaklaşmaları yasaklanmıştır. Yani faydalanabilecekleri sayısız ağacın varlığı ayetten anlaşılmaktadır. Helal olan (yaklaşmalarına izin verilen) pek çok nimet varken haram (yasak) olan tek bir ağaç vardır.

İnsan yaratılış itibariyle iradesi olan bir canlıdır. İrade demek iyi ve kötü arasında tercih yapabilme kabiliyeti demektir. İrade sahibi olması sebebiyle insan türü gelişime ve gerilemeye açıktır. Dolayısıyla insan, yaratılışı gereği kötü ve iyi arasında her daim tercih yapmaktadır. Bu tercih, insanın her zaman ve halde imtihan edilmesi demektir. İlk insanlar olan Hz. Âdem ile Hz. Havva’ya ağaca yaklaşmamalarının emredilmesi de bu imtihan gereğidir.

Hz. Âdem ile Hz. Havva, yaklaşılması izin verilen sınırsız sayıda ağacın yanında yasak olan tek bir ağaca yaklaşılmaması emrine uymamışlardır. Bu emre uymamalarında şeytanın onları yoldan çıkartmak için yaptığı telkinlerin etkili olduğu anlaşılmaktadır: “Şeytan oradan onların ayağını kaydırdı da bulundukları yerden onları çıkardı. Biz de “Birbirinize düşman olmak üzere inin! Bir zamana kadar sizin için yeryüzünde kalacak bir yer ve ihtiyaç maddeleri vardır” dedik.”[2]

Allah’ın emrine uymayan Hz. Âdem ile Hz. Havva bu durum akabinde işledikleri günahın farkına varmış ve tövbe etmişlerdir. Burada tercihlerinin sorumluluğunu alma ve sonuçlarına katlanma hususunda Hz. Âdem ile Hz. Havva insanlığa örnek olmaktadırlar: “Bunun üzerine Âdem rabbinden bazı kelimeler aldı (bunlarla tövbe etti); rabbi de onun tövbesini kabul buyurdu. Şüphesiz O, tövbeleri kabul buyuran ve rahmeti sınırsız olandır.”[3]

Allah yaratacağı insan türünü yeryüzünde yaşatacağını Hz. Âdem ile Hz. Havva yaratılmadan önce meleklere bildirmiştir: “Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.”[4] Dolayısıyla şeytanın Hz. Âdem’ i aldatması, insanın dünyaya gönderilmesine görünür bir sebep olmuştur.

Hz. Âdem’in cennetten çıkarılması ve dünyaya gönderilmesinin hikmeti, görevlendirmedir; yeryüzünde hilafet (temsilci) koltuğuna oturmak, Allah’ı tanımak başta olmak üzere, dinin iman ve amel alanında gereken görevleri yerine getirmektir. Eğer Hz. Âdem cennette kalsaydı, makamı melekler gibi sabit olurdu. Allah’ın insan fıtratına koyduğu kabiliyetleri gelişemezdi. Çünkü insandaki kabiliyetler ancak zor şartlar ile mücadele ederek gelişmektedir.[5] Hz. Âdem kıssası insanlara şunu göstermektedir; insanın Allah’la ilişkisi şartlara bağlı olmayan, mutlak bir teslimiyet ve kulluk ilişkisi içinde olmalıdır.


[1] Bakara, 35.
[2] Bakara, 36.
[3] Bakara, 37.
[4] Bakara, 30.
[5] Bediüzzaman, Mektubat.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz