Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana Sayfaİslam İnanç Esaslarıİslam Dininde Ahirete İman

İslam Dininde Ahirete İman

İslam dininde imanın şartlarından biri de ahirete imandır.[1] Ahiret, bu dünyadaki hayatın bitmesiyle birlikte başlayan ve sonsuza kadar sürecek olan hayat demektir. Ahirette olacak olan olaylar şunlardır: İnsanların yeniden dirilmeleri (haşir)[2], hesap[3], mîzan (herkesin amellerini tartmaya mahsus bir adalet ölçüsü)[4], sırat köprüsünden geçiş[5], cennet ve cehenneme gidileceğe yönünde hükmün verilmesi ve cennet veya cehennemde hayatın başlaması.

Ahiretin varlığı dünya imtihanının varlığı ile doğrudan ilişkilidir. Çünkü ölümden sonra bir hayatın olmaması demek bu dünyadaki haksızlıkların ve kötülüklerin hesabının sorulmaması demektir. Dolayısıyla yaratıcının her şekilde ve her zaman adaletli olduğuna inanmak, ahirete iman etmeyi de beraberinde getirmektedir. Nitekim, Kuran’da Allah’a ve ahirete iman etmek pek çok yerde birlikte zikredilmektedir: “Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın kendilerine verdiğinden harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkıyla bilmektedir.”[6]

Hz. Muhammed’e (sav) “Müminlerin en akıllısı kimdir?” diye sorulduğunda verdiği cevap önemlidir: “Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonraki hayatı için en güzel şekilde hazırlanan kimsedir.”[7] Hz. Muhammed (sav), ahirete iman eden kişinin misafirlerine ikram edeceğini, komşusunu rahatsız etmeyeceğini ve güzel konuşmayacağı zaman susmayı tercih edeceğini ifade etmiştir.[8] Ahirete iman etmek, bu dünyada yapılan her iyiliğin karşılığının verileceğine ve hiçbir kötülüğün de cezasız kalmayacağına inanmak demektir.[9] Dolayısıyla ahirete iman eden kişiler iyilik yaparken insanlardan karşılığını görmedikleri zaman hayal kırıklığına uğramazlar veya birinden kötülük gördüklerinde bu davranışın hesabının sorulacağının bilincindedirler. Başka bir ifadeyle rahat zamanlarda şükrederler, zor zamanlarda sabrederler.

Dünya hayatı Müslümanlar için pek çok anlama gelmektedir. Bunlardan birincisi dünya hayatı bir tarla hükmündedir. Ektiklerini biçecekleri ve ürünlerini alacakları yer ahirettir. İkinci olarak dünya, ticaret yapılan yerdir. Burada cenneti kazanmak için satın alınması gerekenleri alıp, boş ve zararlı mallardan uzak durulması gerekmektedir. Üçüncü olarak dünya hayatı Müslümanlar için bir misafirliktir. Asıl yurt veya kalınacak yer değildir. Asıl ev sahibi olan Allah’ın istediği şekilde davranıp, zamanı gelince asıl memlekete dönüleceğinin farkında olmaktır.[10]

Müslümanlar için dünya, ahiretin tarlasıdır: “Kendiniz için önceden ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz.[11] Müslümanlar bu dünyada yaptıkları ile ahirette karşılaşacaklarını inşa ettiklerine inanırlar ve ölümün ne zaman geleceğini de bilmedikleri için onlara göre nefes alıp verdikleri her an ahireti kurtarmak için bir imkândır. Bu imkânı en güzel şekilde değerlendirmenin kendi ellerinde olduğunun bilincindedirler. Başka bir ifadeyle Müslümanların yaşama sevgisi imanlarının bir sonucudur. Ancak hayata duydukları sevgi, ölüme karşı bir nefret hissetmelerine sebep olmamaktadır. Hatta ölmek Müslümanlar için konuşulmaması ve unutulması gereken bir gerçek değildir. Çünkü Müslümanlar ölümü, inanmayan insanlar gibi yokluğa gidiş olarak anlamazlar. Bu sebeple ahirete duydukları özlem inanmayan insanların algılamakta zorlandıkları bir konudur.  Müslümanların ahirete gitmek için duyduğu özlemin 5 sebebi vardır:

  1. İhtiyarlamak ile dünyadaki lezzetlerin ve hazların insana acı gelmesi ve bu duyguyu hisseden insanın sonsuz bir hayatı arzulaması,
  2. Sevdiği ve ilişki kurduğu insanların çoğunun ahirete gitmesiyle ahirete gidip onları görmek isteği,
  3. İnsanın yaratılışındaki zayıflığı ve hayat yükünün ağır olması sebebiyle istirahate duyduğu ihtiyacı,
  4. Ölümün idam değil, bir mekân değişikliği olarak bilen insanın, dünyayı ahirete kıyasla bir zindan olarak algılaması,
  5. Kuranı Kerim’in dünyanın bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğu vurgusu sebebiyle buraya hissedilen sevginin ve alakanın manasız olduğunu belirtmesi Müslümanların ahirete karşı duydukları özlemi ifade eder.[12]

[1] Bakara, 177.
[2]De ki: “İster taş olun ister demir; İsterse canlanmasını aklınızın almadığı herhangi bir yaratık!” Bu defa da “Bizi tekrar hayata kim döndürecek?” diyecekler. “Sizi birinci defa yaratan” de. Sonunda onlar, sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diye soracaklar. De ki: “Yakın olduğunu sanıyorum.” İsra, 50- 51.
[3]Allah herkese hak ettiğini vermek için bunu yapacaktır; kuşkusuz Allah’ın hesabı çabuktur.” İbrahim, 51.
[4]Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan, bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getirir ortaya koyarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.” Enbiya, 47.
[5]İçinizden, oraya varmayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür. Sonra biz kötülükten sakınanları (cehennemden) esirgeriz; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.” Meryem, 71- 72.
[6] Nisa 39.
[7] İbn Mâce, Zühd, 31.
[8] Ebû Dâvûd, Edeb, 122- 123.
[9] Müslim, Sıfâtü’l-münâfıkin, 56.
[10] Bediüzzaman Said Nursi, 17. Söz.
[11] Müzemmil, 20.
[12] Bediüzzaman Said Nursi, 17. Söz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz