Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana Sayfaİslam İnanç Esaslarıİslam'ın Agnostisizm'e Yaklaşımı

İslam’ın Agnostisizm’e Yaklaşımı


Tanrının varlığı kanıtlanamaz mı?

Agnostisizm temelde ‘bilinemezcilik’ olarak ifade edilir. Agnostik bir kimse için ‘kuşku’ her an aktif bir duygudur. Çünkü bu yaklaşıma göre insan aklı sınırlıdır ve tanrının varlığı da insan aklının sınırını aşmaktadır. Bu sebeple de Agnostikler O’nunla ilgili kesin bir bilgi sahibi olmanın ya da varlığını kanıtlamanın mümkün olmadığına inanırlar. Agnostisizme göre ‘varlığı kanıtlanamaz’ denilen tanrının yokluğu da kanıtlanamaz; çünkü yokluğunun da kesin bir delili yoktur.

Allah’ın yokluğunun ya da varlığının tartışılması ateizm ve teizmin konusuyken; agnostikler bu bilginin insanın kısıtlı bilgisi ile bilinemez bir şey olduğunu savunmaktadır. Oysa İslam’a göre kâinatın her bir zerresi O’nun varlığına işaret etmektedir.[1]

Allah’ın varlığı nasıl anlaşılabilir?

İslam inancına göre canlı-cansız her bir varlık, Allah’ın var olduğunu gösteren birer delildir. Yaratılmış olan her şeyde O’nun eserlerini görmek mümkündür. Allah’ın varlığı, bir laboratuvar ortamında ispatlanabilir nitelikte bir bilgi değildir. Eğer Allah, varlığını kesin olarak ispatlanabilir kılsaydı, bu durumda insana verdiği inanma – inanmama özgürlüğünü geçersiz duruma düşürmüş ve insanın akıl yürütüp düşünerek sonuca ulaşma yeteneğini değersizleştirmiş olurdu. Halbuki Kur’an-ı Kerim’de insan defalarca düşünmeye davet edilmiş ve adeta Allah, çok donanımlı bir akıl yeteneği verdiği insanlardan bu akıl cihazıyla kendi gizli varlığını ‘düşünerek’ bulabilmelerini istemiştir. Çünkü insana ‘değer katan’ budur: Dünyada şahit olduğu varlıklar üzerine düşünerek, onları var eden yaratıcı ile ilgili gizemleri çözebilmek.

Örneğin bir insan var edilirken; dilinin ihtiyacı olan çeşit çeşit lezzetler, gözünün ihtiyacı olan birçok ayrı renk ve şekilde çiçekler, kulağının ihtiyacı olan pek çok ayrı ses ve ahenk, burnunun ihtiyacı olan muhtelif kokular da onunla beraber var edilmiştir. İnsanı tüm detaylarıyla yaratan, onun tüm ihtiyaçlarına cevap verecek şeyleri de yaratmış; kendi sanatını ve yeteneğini göstermek için de bunu tek bir çeşitle sınırlı tutmayarak tüm canlıların istifadesine sunmuştur.

Yaratıcının varlığı bilinemez mi?

Bir ilacın oluşumu için pek çok ayrı bileşen, en ince hesaplarla bir araya getirilir. Tüm bileşenler bir masa üzerine konulsa, o miktarlar olması gerektiği ölçüsü ile bir araya gelerek ‘kendiliğinden’ ya da ‘kontrolsüz ve plansız olarak bir araya gelerek’ o ilacı oluşturamazlar.[2] İslam inancında da bu örnekteki gibi herhangi bir şeyin ‘kendiliğinden’ olabilme ihtimali kabul görmez. Galaksilerin, yıldızların, gece ile gündüzün, mevsimlerin, insan vücudundaki çok hassas işleyişin vs. bu derece ölçülü ve dengeli oluşu, bir yaratıcı olmaksızın mümkün görülmemiştir.[3] Evet, kısıtlı insan aklınca yaratıcının varlığı fiziksel sınırlar içinde, madde boyutunda ‘ispatlanamaz’ durumdadır. Ancak evrenin her yanında görülen bu anahtar-kilit uyumu, yaratıcının varlığını ‘bilinemez’ olmaktan çıkarmaktadır.

Tanrı varlığı niçin yarattı?

Bir şairin şiir yazmak istemesi, bir mimar-mühendisin inşaat yapmak istemesi gibi her yetenek sahibi, yeteneğini dışarı yansıtmak ve kendini tanıtmak ister. İslam inancına göre Allah da kâinatı ve insanı yaratmakla; tüm mükemmel sıfatlarını yaratılmışlara tanıtmış olur. Allah’ın varlığını bildirmesi için bizzat kendini göstermesi gerekmez. İnsana akıl ve düşünme gücünü vermiş ve ‘bu kadar sanatlı yaratılmış bir kâinat varsa, bu sanatı yapan yaratıcı bir sanatkâr da vardır’ şeklinde düşünmeye sevk etmiştir.

Hiçbir usta ya da hiçbir mimar yaptığı işin cinsinden değildir. Böyle bir şey varlık âleminde görülmemiştir. İnşaat yapan mimar o inşaatın cinsinden olmadığı gibi, balı yapan arı da onun türünden değildir. Dolayısıyla Allah’ın yaratan olması, yarattıklarına benzemesi ve onlar gibi olmasını gerektirmez. Ancak yarattıklarının aklına uygun olacak şekilde kendini tanıtır ve kâinat aynasından kendi sıfatlarını yansıtır.

Özet:

1.   Agnostiklere göre tanrının varlığı ya da yokluğu bilinemez, çünkü laboratuvar ortamında ispatlanamıyor.

2.   İslam inancına göre ise Allah kendi varlığını, bilerek ve isteyerek, fiziksel olarak kanıtlanabilir yapmamıştır. Çünkü eğer böyle olsaydı, insanın akıl yürütme yeteneğinin, iradesinin ve inancının değeri kalmazdı.

3.   Bununla birlikte, yarattıkları üzerinden mantık yürüterek ve düşünerek Allah’ın varlığı anlaşılabilir. Her bir varlık bunun açık delilleridir.

4.   Anlamlı, faydalı ve sistemli olan herhangi bir varlığın “irade ve güç sahibi” biri tarafından bilinçli olarak var edilmesi dışında onun nasıl oluştuğu hakkında hiçbir mantıklı açıklama olamaz. Anlamlı, faydalı ve sistemli olan bir kamerayı da mutlaka bilinçli olarak var eden biri olduğu gibi anlamlı, faydalı ve sistemli olan bir göz veya bir kuş veya bir yıldız için aynı durum geçerlidir.


[1] Ra’d/2-5
[2] Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, 23. Lem’a
[3] Yasin/37-44