Free Porn





manotobet

takbet
betcart




betboro

megapari
mahbet
betforward


1xbet
teen sex
porn
djav
best porn 2025
porn 2026
brunette banged
Ankara Escort
Ana Sayfaİslam’da Sosyal Hayatİslam'da Yardımlaşma ve İyiliğin Usulü: Sadaka

İslam’da Yardımlaşma ve İyiliğin Usulü: Sadaka

Müslümanlar arasında kardeşlik bağlarını kuvvetlendiren, sadece Allah rızası için yapılan maddi ve manevi yardımlaşmaya sadaka denir. İslam’da sadakayı teşvik eden çok sayıda ayet ve hadis bulunmaktadır.

İnsan yaşamı boyunca varlıkla ve yoklukla imtihan edilmektedir[1]. Yokluk çeken sabır ve sebatla, varlık içinde yaşam süren şükür ve yardımlaşmayla elinde bulunan tüm imkânların emanet verildiğini, her şeyin tek sahibinin Allah olduğunu hatırlar[2].  Birçok ayet ve hadiste zengin müminlerin malında fakirler ve ihtiyaç sahiplerinin de hakkı olduğu bildirilir[3]. Bu haklar sadaka çatısı altında şu beş başlık ile incelenir;

  • İslam’ın beş şartından biri olan yani farz olan sadaka türüne zekât denir[4]. Bu, maddi gücü yeten her Müslüman için vermesi gerekli olan sadaka türüdür.
  • Ramazan ayının sonunda verilen ve bedenin zekâtı olarak nitelendirilen sadakaya da fitre Bu da Allah’ın emrettiği ve gücü yeten her Müslümanın yerine getirmesi gereken bir sadaka çeşididir.
  • Kişinin olmasını istediği bir durumla ilgili, (istediği şekilde neticelenmesi halinde) Allah yolunda sadaka vereceğini vaat etmesiyle ortaya çıkan sadaka türü adak sadakasıdır. Bu durumda kişiye aslında zorunlu olmayan bir sadaka türü mecbur hale gelmiş olur.
  • Belirli bir suç ya da bir hatanın telafisi için verilen sadakaya kefaret sadakası denir. Bunların da ölçüleri ve hangi durumda ne kadar sadaka verilmesi gerektiği İslam hukukunda detaylandırılmıştır.
  • Kişinin içinden gelerek gönüllü yaptığı bağış da tavattu ya da nafile diye isimlendirilir. Bunların dışında birisinin borcunu ödemesi için faizsiz borç verme karz-ı hasen, bir eşyadan karşılıksız olarak yararlandırma âriyet olarak isimlendirilmiştir.

Müslüman toplumlarda sadakanın kurumsallaşması vakıf müesseseleriyle olmuştur. Bu vakıfların amacı cami, okul, kütüphane, aş evi, köprü, hamam gibi kurumlar yapılarak toplumun faydalanması ve yardımlaşmasıdır. Hz. Muhammed (s.a.v); “Kim iyi bir çığır açarsa, bununla amel edenlerin ecri kadar ecri bu çığırı açan alır. Kötü bir çığır açan da, bununla amel edenlerin günahı kadar günahı yüklenir”.[5] buyurmuştur. Burada vurgulanan güzel bir çığır açarak, iyiliğin devam etmesi, kişinin ölümünden sonrasını da kapsar. Başka bir hadisinde Hz. Muhammed (s.a.v) bu meseleyi açıklamıştır; “İnsan öldüğü zaman amel işlemesi kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye (faydası sürekli devam eden kalıcı sadaka), kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih (hayırlı) evlat.”[6]

Kur’an-ı Kerim’de; “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir.”[7] ayeti ile tüm Müslümanlara, küçük-büyük demeden, her yapılan iyiliğin ve verilen her sadakanın ahirette karşılık bulacağı bildirilmektedir. Hz. Muhammed (s.a.v) de; “Yarım hurma ile de olsa, Cehennem’den korunmaya bakın!”[8] uyarısında bulunmuştur.

Sadakayla ilgili olarak ‘Yardım etmeye önce en yakınlarından (geçimini üstlendiği kişilerden) başlanması[9], sadaka verenin sadece Allah rızasını gözeterek gösteriş yapmadan samimi bir niyette olması[10], sadaka verilen kişinin rencide edilmemesi[11], bozuk, yırtık, çürümüş ürünlerden değil, helal ve faydalı olan şeylerden verilmesi[12], verilen sadakanın geri istenmemesi[13], açıktan verilebileceği gibi gizli yapılanın daha makbul olması[14] gibi her bir detay ayet ve hadislerle şekillenmiştir.

Sadakanın maddi bir yardımlaşma olduğunu düşünen sahabeler ile Hz. Muhammed (s.a.v) arasında geçen şu konuşmada sadakanın çok geniş bir yelpazesi olduğu detaylıca anlatılmaktadır: “Ebû Zer’den rivayet edildiğine göre bazı insanlar: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Zenginler bütün sevapları alıp götürüyorlar. Zira bizler gibi namaz kılıyor, bizler gibi oruç tutuyor ve ayrıca mallarının fazlasından da sadaka veriyorlar’ dediler. Hz. Peygamber: ‘Allah size sadaka verme imkânı bahşetmedi mi (sanıyorsunuz)? Her tesbih[15] sadaka, her tekbir[16] sadaka, her tahmid[17] sadaka, her tehlil[18] sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Hatta (her) birinizin eşiyle yatması bile sadakadır’ buyurdu. ‘Ey Allah’ın Resûlü, cinsel arzusunu tatmin eden birine bundan da mı sevap var?’ dediler. Hz. Peygamber: ‘Bu istek ve ihtiyacını haram yoldan giderseydi, günah olmayacak mıydı? Helâl ve meşrû yoldan gidermesinde de elbette sevap vardır’ buyurdu.”[19] Ayrıca Hz. Muhammed (s.a.v); “Dine uygun olan her güzel iş sadakadır.”[20] ve “İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adâletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen de sadakadır.”[21] buyurmuş, hatta tebessümün bile sadaka olduğu hadislerde bildirilmiştir.[22]


[1] Bakara/157-159, Enfal/28
[2]  Âl’i-İmran/26
[3] el-Meâric 70/24-25; Buhârî, “ʿİlim”, 6; Müslim, “Îmân”, 10
[4] Ayrıca bkz. “Zekât nedir? Neden Emredilmiştir?”
[5] Müslim, İlim, 15; Zekât, 69; Nesâî, Zekât, 64; İbn Mâce, Mukaddime,14; Dârimî, Mukaddime, 44; Ahmed b. Hanbel, IV, 357, 359-361, 362
[6] Müslim, “Vasiyyet”, 14; Tirmizi, “Ahkam”, 36
[7] Zilzâl/7
[8] Buhârî, Edeb 34, Zekât 10, Rikak 51, Tevhîd 36; Müslim, Zekât 66-70. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 1, Zühd 37;  Nesâî, Zekât 63-64; İbni Mâce, Mukaddime 13, Zekât 28
[9] Bakara/177
[10] Bakara/264, 272
[11] Bakara/262-263
[12] Bakara/267
[13] Buhari, “Hibe”, 14, 30; Müslim, “Hibat”, 5
[14]  “Sadakaları açık olarak verirseniz bu ne güzel! Şayet onu yoksullara verirken gizlerseniz bu sizin için daha da hayırlıdır ve sizin bir kısım günahlarınıza kefâret olur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Bakara, 2/271)
[15] Tesbih: Sayarak anmak, Allah’ı ululamak, onu tüm eksik ve kusurlardan tenzih etmek anlamındadır.
[16] Tekbir: “Allahu Ekber” diyerek O’nun her şeyden yüce ve üstün olduğunu kabul etmektir.
[17] Tahmid: Hamd etmek, şükretmek demektir.
[18] Tehlil: “Allah’tan başka ilah yoktur” anlamındaki “lâ ilâhe illâllah” tevhit (birleme) cümlesini söylemeye denir.
[19] Müslim, Zekât 53, Mesâcid 142
[20] Buhârî, Edeb 33; Müslim, Zekât 53
[21] Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56
[22] Tirmizi, “Birr”, 36