Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana Sayfaİdeal İnsan Davranışlarıİslam'a Göre İdeal İnsan Davranışları / Öfke Kontrolü

İslam’a Göre İdeal İnsan Davranışları / Öfke Kontrolü

Öfke; insanın hoşlanmadığı bir durum ya da kötü bir davranış karşısında içinde uyanan kızgınlık hissi ve karşısındakini cezalandırma isteğidir. İnsanın da hayvanın da özüne konan öfke gücünün yerinde ve zamanında kontrollü şekilde kullanılması gerekir. Aksi halde öfke akla baskın gelirse insanı hayvandan aşağı bir konuma düşürebilir.[1]

Öfke ile insanda fiziksel değişimler hissedilir. Kalbin hızlı çarpması, kanın beyne baskı yapması gibi durumlar ortaya çıkar ve akıl normal düşünemez hale gelir. Bu durumda kontrol kaybedilirse telafisi olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir. Aklın öfkeye baskın gelmesi, olaylar ve durumlar karşısında sabır ve temkinle yaklaşılması İslam’da tavsiye edilen önemli bir özelliktir. Kur’an’da; “Onlar (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.” ayeti ile öfkesini yenip karşısındaki insanı affetmek tavsiye edilmiş, Hz. Muhammed (s.a.v) de; “Yiğit o kimsedir ki öfkelendiğinde kendisine hâkim olur.”[2] sözü ile gerçek kahramanlığın öfkeyle değil öfke kontrolüyle gösterileceğini hatırlatmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v) öfkesini kontrol etmek isteyenler için bir takım tavsiyelerde bulunmuştur;

  • İlk olarak öfkelenen kişiye, kötülüğü fısıldayan şeytanı başından kovmasını ve Allah’a sığınmasını tavsiye etmiştir; “Ben bir söz biliyorum, eğer şu adam bunu söylerse öfkesi geçer. Bu söz, eûzu billahi mine’ş-şeytani’r-racîm: kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, cümlesidir.”[3]
  • Diğer bir tavsiyesi abdest almaktır; “Gazap şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak su ile söndürülür. Biriniz kızdığı zaman abdest alsın.”[4]
  • Kişi öfkenlendiğinde bulunduğu konumu değiştirirse ruh halinin de değişeceğini haber veren Hz. Muhammed (s.a.v); “Biriniz öfkelendiğinde, ayakta ise otursun. Yine sakinleşmezse yanı üzere yatıversin”[5] demiş ve öfkelenen kişinin fiziksel değişiminden de şu şekilde bahsetmiştir; “Dikkat ediniz! Öfke insanoğlunun kalbindeki bir ateş parçasıdır. Gözlerin kızardığını, boyun damarlarının şiştiğini görmez misiniz? Her kim bunun eserini duyarsa, yere uzansın.”[6]
  • “Biriniz öfkelendiğinde sussun”[7]sözü ile öfkelenen insana susmayı ve durumun yatışmasını beklemeyi tavsiye etmiş; bir tartışma esnasında sakin kalıp cevap vermeyerek ortamın yatışmasını sağlayan kişileri de meleklerin savunduğunu söylemiştir.[8]

Öfkenin fazla olması durumunda kişi hiçbir şeyden korkmayan, toplum huzurunu bozan bir hal alırken, azlığında da haksızlığa boyun eğen, tehlikelere ve düşmanlara karşı savunmasız bir duruma düşmüş olur. İslam’da istenilen ise; dini ve dünyası için meşru savunma yapacak, haksızlıklar karşısında susmayacak, öfkesi aklının önüne geçmeyecek bir ölçü ile öfkesini kontrol altına almaktır.[9]


[1] Araf/179
[2] Buhari, “Edeb”, 76
[3] Buhârî, Edeb, 76; Ebû Dâvûd, Edeb, 3
[4] Ebû Dâvûd, Edeb, 3
[5] Ebû Dâvûd, Edeb, 3
[6] Tirmizî, Fiten, 26
[7] İbn-i Hanbel, I, 239
[8]  Hz. Muhammed, Hz. Ebûbekir’e hakaret eden birisine karşı onun bir süre ses çıkarmamasından hoşnut kalmış, daha sonra aynı şekilde karşılık vermesi üzerine oradan ayrılmak istemişti. Sonrasında Hz. Ebûbekir, yaptığının yanlış olup olmadığını sorunca Hz. Muhammed şöyle cevap vermiştir: “Doğrusu sustuğun vakit senin adına o kişiye cevap veren bir melek vardı. Ancak aynı şekilde sen de karşılık vermeye başlayınca melek gitti, yerine şeytan geldi. Şeytanın geldiği yerde ben bulunamam.” (İbn-i Hanbel, II, 436)
[9] Bkz. Said Nursi, İşârâtü’l-İcâz, sf. 46 (Fatiha Suresi tefsiri)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz