Free Porn
xbporn

buy twitter followers
uk escorts escort
liverpool escort
buy instagram followers
Ana SayfaKritik SorularKur’an’ın Vahiy Kaynaklı Olduğunun Delilleri Nelerdir?

Kur’an’ın Vahiy Kaynaklı Olduğunun Delilleri Nelerdir?

Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğunun en büyük delili, içeriğidir. İçinde tarih, fizik, astronomi, biyoloji, psikoloji, sosyoloji gibi birçok farklı disiplinle ilişkili mesajlar olduğu halde, bu mesajlar (âyetler) ne birbirleri ile ne de yüzlerce yıl içinde keşfedilen gerçeklerle çelişirler.

Hattâ kendi döneminde insanlık tarafından hiç bilinmediği halde Kur’an’ın sözünü ettiği birçok bilginin niteliği zaman içinde daha iyi anlaşılmış, bununla birlikte hiçbir âyet bilimsel yeni bulgularla yalanlanıp geçersiz kılınmamıştır.

Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de yer alan birçok örnek olmakla birlikte bir kaçı şunlardır:

  • İnsanın anne karnında gelişim evreleri
    • “Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.”[1]
    • Kur’an-ı Kerim’de yukarıdaki ayetlerde 600’lü yıllarda anlatılan insanın anne karnındaki olgunlaşma aşamaları, insanlık tarafından 1855 yılında kurbağa yumurtaları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkan embriyoloji bilim insanları tarafından ancak 19. yüzyılda keşfedilmiş ve elde edilen bulgular, âyetlerde sözü edilen aşamalara aykırılık göstermemiştir.
  • Atmosferin katmanlı yapısı
    • “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi gök olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.”[2]
    • İnsanlığın Kur’an’ın mesajları ile tanıştığı 600’lü yıllarda, insanlar dünyanın çevresini saran koruyucu bir yapı ve bu yapının katmanlar halinde düzenlenmiş yapısı hakkında fikir bile yürütebilecek durumda değillerdi. Atmosferin katmanlı yapısı, yine bilim insanları tarafından Kur’an’daki haberden yaklaşık 1300 yıl sonra keşfedilebildi.
  • Rüzgârların aşılayıcı özelliği
    • Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.[3]
    • Bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek ve dişi çifti bulunmakta ve erkeğin dişiyi aşılamasıyla meyveler meydana gelmektedir. Bu aşılama fiili ise rüzgârlar sayesinde olmaktadır. Rüzgârların “aşılayıcı” özelliği de Kur’an’ın verdiği bu bilgiden yaklaşık 13 yüzyıl sonra keşfedilmiştir.
  • Arıların yaşantıları
    • “Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.”[4]
    • Balarılarının inanılmaz bir sistemle işleyen yaşamları hakkında insanlığın nitelikli araştırmaları, 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayabilmiştir. İnsanlığın balarılarının kovan işleyişi, arıların birden fazla karnı olması, balın insanlar için sağladığı sağlık değeri gibi detayları öğrenebilmesi, Kur’an’ın bunlara dikkat çektiği Balarısı (Nahl) suresinin indirilişinden 12 yüzyıl sonrasında ancak mümkün olmuştur.

Ayrıca Kur’an’ın kendi dönemi için gelecekten verdiği haberler bütünüyle gerçekleşmiştir. Bu konuda da Kur’an-ı Kerim’de yer alan birçok haber arasından birkaç örnek şunlardır:

  • İranlılar karşısında büyük bir mağlubiyete uğramış olan Bizanslıların birkaç yıl zarfında galip geleceği
    • “Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Hâlbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah’ındır. O gün müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.”[5]
    • Söz konusu ayetler, 615 yılında Rumların İranlılara yenildiği sırada indirilmiştir ve akabinde ayetteki haberi doğrulayan gelişme, Bizans hükümdarı Herakliyus’un Sâsânîler’in ana ordusunu 627 yılı sonunda Ninevâ’da (Ninova) yenilgiye uğratmasıyla gerçekleşmiştir.
  • Ebu Leheb’in inkâr içinde öleceği
    • “Ebu Leheb’in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).”[6]
    • Surede bahsi geçen şahıs, asıl adı Ebu Utbe Abdüluzzâ olan, fakat Mekke toplumu içinde “Ebû Leheb” künyesiyle anılan ve Hz. Muhammed’e düşmanlık eden müşrik liderleri arasında bulunan kişidir. Surede Ebu Leheb’in Cehenneme gideceği (İslam’ı kabul etmeden öleceği) haber verilmektedir. Gerçekten Ebu Leheb, sure indirildikten yaklaşık 10 yıl sonra ölmüş ve bu süre içinde sırf Kur’an’ı yalanlamak niyetiyle bile olsa İslam’ı asla kabul etmemiştir.

Tüm bunlarla birlikte, Kur’an’ın insanlığa önerdiklerinin insanın bireysel ve toplumsal yaşayışı, mutluluk ve güvenliği için tam bir kapsayıcılığa sahip olması ve 1400’den fazla yıl içinde bütün dünyada tek bir Kur’an nüshasının günümüze kadar aynen korunmuş olması da Kur’an’ın vahiy kaynaklı oluşunu ortaya koyar.


[1] Mü’minûn / 12-14
[2] Bakara/ 29 Ayrıca bkz. Fussilet/11-12
[3] Hicr/22
[4] Nahl/ 68-69
[5] Rum/2-5
[6] Tebbet/1-5

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz